Aysel YÜCEL/İSTANBUL
[email protected]
Londra deniz sigortası piyasası, Rusya-Ukrayna savaşının tırmanması ve ticari gemilere yönelik saldırıların artması üzerine Karadeniz’de yüksek risk kapsamında değerlendirilen alanı genişletti. Lloyd’s Market Association (LMA) bünyesindeki sendika üyeleri ile Londra sigorta piyasası temsilcilerinden oluşan Joint War Committee (JWC), yayımladığı güncel duyuruyla Karadeniz’in tamamını bildirim gerektiren alan kapsamına aldığını bildirdi. Karadeniz; tahıl, ham petrol ve rafine petrol ürünlerinin taşınmasında kritik bir güzergâh olurken, Rusya ve Ukrayna’nın son iki ayda birbirlerinin ticari gemilerine yönelik saldırılarını artırması, bölgedeki deniz taşımacılığına ilişkin risk algısını da zirveye taşıdı. JWC’nin yeni düzenlemesine göre daha önce yalnızca Rusya ve Ukrayna’nın kıyı suları listelenirken, bildirim gerekliliği artık Karadeniz’in tamamını kapsıyor. LMA Denizcilik ve Havacılık Başkanı, JWC Sekreteri Neil Roberts, “Bu hafta JWC, Karadeniz için bildirim gerekliliklerini Karadeniz’in tamamına genişletti. Rusya ve Ukrayna’nın kıyı suları zaten listelenmişti” dedi.
Kıyıların 12 Mili Hariç, Açık Deniz Rotaları Listede
Roberts, komşu ülkelerin karasularındaki seferlerin ise bildirim gerektirmediğini belirtti. Böylece risk haritası genişletilirken, Karadeniz’deki tüm kıyı hareketleri aynı uygulamaya tabi tutulmadı. Kıyı ülkelerinin (Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan) 12 deniz millik ulusal karasuları muaf tutulsa da bu sınırın ötesindeki tüm açık deniz rotaları ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) geçişleri yüksek risk kapsamına alındı. Yeni düzenleme, Rusya veya Ukrayna kıyılarına doğrudan uğramayan transit seferler açısından da sigorta şirketlerine bildirim, sefer onayı ve teminat koşullarının önemini artırıyor. Belirli bir sefer için bildirim veya ilave teminat gerekip gerekmediğinde ise poliçe şartları, broker yönlendirmeleri ve JWC’nin güncel listeleri esas alınacak.
Savaş Riski Primi Maliyetleri Katlıyor
Düzenlemenin en önemli ticari etkisinin savaş riski sigortasında görülmesi bekleniyor. Karadeniz’deki saldırıların artmasıyla savaş riski ek primleri, son haftalarda rekor seviyelere ulaştı. Normal şartlarda tekne-makine sigorta bedelinin yüzde 0,1-0,2’si bandında seyreden prim oranlarının yüzde 1 ila 1,5 seviyelerine tırmandığı belirtiliyor. Bu durum, bölgedeki 7 günlük bir seferin maliyetine 150 bin ila 300 bin dolar arasında ek yük getirebiliyor. Primler sabit bir tarife üzerinden belirlenmezken saldırıların sıklığı, geminin tipi, sahipliği, bayrağı, taşıdığı yük, uğrayacağı liman, güzergâh, bölgede kalış süresi ve sigortacının risk iştahı gibi unsurlar fiyatlamada belirleyici oluyor. Yükselen risk yalnızca doğrudan sigorta maliyetini artırmakla kalmıyor, daha yüksek risk algısı bazı armatörlerin veya sigortacıların seferleri normal koşullarda kabul etmemesine yol açarak bölgedeki kullanılabilir gemi kapasitesini de daraltıyor. Karadeniz’de deniz yolu tamamen kapanmasa bile artan risk maliyetleri, taşımacılığın ekonomik fizibilitesini etkileyerek navlun ve operasyon maliyetleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Sektör temsilcileri ise risk alanının genişletilmesiyle birlikte savaş riski primlerinin nasıl fiyatlandığına dikkat çekiyor. Riskin coğrafi sınırlarının genişletilmesinin sigorta gelirlerini artırdığına işaret edilirken; risk alanını belirleyen mekanizma ile bu risk üzerinden prim fiyatlayan aktörlerin aynı piyasa ekosistemi içinde yer almasının piyasa dengeleri açısından soru işaretleri yarattığı vurgulanıyor. Prim fiyatlamasının şeffaf, ölçülebilir ve somut riskle orantılı olmaması halinde sistemin armatörler üzerindeki savaş maliyeti yükünü daha da artırabileceği ifade ediliyor.
Alternatif Rotalarda Bekleme Süresi Uzadı
Karadeniz’deki gelişmeler gemilerin alternatif güzergâhlara yönelmesine de neden oluyor. Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) Onursal Başkanı Salih Zeki Çakır’ın verdiği bilgilere göre Rusya, büyük tonajlı yüklerinin bir bölümünü Baltık Denizi üzerinden taşımaya çalışırken, Ukrayna ise Sulina Kanalı üzerinden ulaşılan Tuna Nehri limanlarını kullanıyor. Sulina Kanalı üzerinden nehir limanlarına gitmek isteyen gemiler Türkiye, Bulgaristan ve Romanya karasularında bekletiliyor. Çakır, kanalda yaklaşık 70 geminin geçiş sırası beklediğini belirterek, bu beklemelerin sefer maliyetlerine ciddi yansıdığını söyledi. Ukrayna’nın yüklerinin bir bölümünü Romanya limanlarına indirdiğini ifade eden Çakır, buralardaki yoğunluk nedeniyle tahliye süreçlerinde de ciddi gecikmeler yaşandığını kaydetti.
Yeni Zamlar Kapıda
Bölgedeki bir kısım yükler ise Gürcistan limanlarına aktarılıyor. Çakır, Karadeniz’de kısıtlı ölçekte taşımacılığın devam ettiğini, ancak isabet alan gemiler ile yetersiz tersane ve liman altyapısının büyük operasyonel tıkanıklık yarattığını vurguladı. Çakır ayrıca sürecin uzaması halinde Türkiye’nin yanı sıra Karadeniz ve Akdeniz havzasında tahıl, gübre, demir-çelik, kömür ve petrole bağımlı ülkelerin çok daha yüksek taşıma maliyetleriyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.
Ticari Gemi Saldırıları Bm Gündeminde
Karadeniz’de Türk sahipli veya Türk bayraklı ticari gemilere yönelik saldırılar, Uluslararası Deniz Ticaret Odası (ICS) aracılığıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin gündemine taşındı. İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Üyesi ve ICS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Düzgit, 15 Eylül’de gerçekleştirilen ICS Yönetim Kurulu toplantısında Karadeniz’de ticari gemilere yönelik artan tehditleri gündeme getirdi. Düzgit, denizcilerin can güvenliğinin sağlanması ve ticari filonun korunmasına yönelik somut aksiyon önerilerini paylaştı. ICS Genel Sekreteri ise 17 Eylül’de New York’ta toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumunda yaptığı konuşmada, Karadeniz dâhil dünyanın neresinde olursa olsun ticari gemilere ve denizcilere yönelik saldırıların asla kabul edilemez olduğunu vurguladı. ICS Sekretaryası, kınama açıklamalarının ötesine geçerek koruma mekanizmalarının hayata geçirilmesi amacıyla Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) nezdindeki girişimlerini hızlandırma kararı aldı.
Rekor Navluna Rağmen Armatörün Geliri Artmıyor
Navis Danışmanlık Koordinatörü Engin Koçak, yüksek navlun seviyelerine rağmen armatörlerin bölgeye sefer düzenlemekte son derece temkinli davrandığını belirtti. Koçak, Rusya ve Ukrayna bağlantılı navlunların ton başına rekor seviyelere çıktığını ancak tırmanan savaş riski primleri ve ek giderler nedeniyle gemi işletmecilerinin net gelirlerinin aynı oranda artmadığını söyledi. Azak Denizi’nde 10 Temmuz’dan bu yana hareketlilik gözlenmediğini, Novorossiysk’te de gemi trafiğinin ciddi biçimde seyreldiğini aktaran Koçak, şu anda seyir halindeki filonun büyük bölümünü bölgede çalışmaya mecbur kalan ve riski göze alan gemilerin oluşturduğunu ifade etti. Karadeniz’e çıkış öncesinde sigorta onayı ve broker teyidi bekleyen gemilerin Türk Boğazları girişlerindeki bekleme sürelerini uzattığını kaydeden Koçak, Marmara Denizi’ndeki yığılmaya karşın Ukrayna-Karadeniz ile Akdeniz arasındaki yük hareketliliğinde risklere rağmen artış eğiliminin korunduğunu bildirdi.